Create a Myspace LED Scroller


   
  Burakcan YURDACAN 9-A 56
  Özbekistan Türkçesi
 

XIX. asırda Özbekistan’ın Kokan, Hive, Semerkand, Buhara ve Taşkent şehirlerinde edebî bir muhit mevcuttu. XVIII. asrın sonlarıyla XIX. asrın ilk yarısında Kokan’da, Muhammed Şerif Gülhanî, Nadire, Medalihan Umarhan, Mahzune, Üveysî, Mahmur; Harezm’de, Şermuhammmed Munis; Buhara’da, Molla Kurban, Şevkî; Hive’de Muhammed Rıza Erniyazoğlu Agehî dönemin tanınmış şairleridir.

XIX. asrın ortası ve XX. asrın başlarında Kokanlı Muhammed Emin Mirza Hocaoğlu Mukimi (1850-1903), Zakircan Furkat (1859-1909), Ubeydulla Salihoğlu Zevkî (1853-1921), Osman Hoca Zarî (1839-1916); Fergana Vadisinden Muhayyir (1842-1918), Namanganlı Nedim (1844-1909), İbret (1862-1937), Sufizade (1869-1937); Andicanlı Abdurezzak Bimî (1847-1918); Hocandlı Taşhoca Asrî (1864-1916); Sayramlı Yusuf Sayramî (1840-1912); Taşkentli Kerimbek Kamî (1865-1922), Siraciddin Şevket (1882-1934) gibi şair ve yazarlarla karşılaşmaktayız. Bu şairlerin bir kısmının Kokan’da edebî sohbetler için sık sık bir araya geldikleri bilinmektedir. O dönemde Semerkant’ta Abdulazim Sipandî(1829-1909), Sıddıkî Aczî (1864-1927), Seidahmed Vaslî (1870-1925) gibi edipler mevcuttu.

Çolpan yeni Özbek şiirinin, Kadirî Özbek romancılığının temelini oluşturdu. Fıtrat’ın, tiyatro eserleriyle drama türünün en güzel örneklerini verdiğini ve Özbek edebiyatşinaslığının temelini attı.

Avlanî’nin “Edebiyat yahut Millî Şiirler” (1909), Seid Ahmet Vaslî’nin “Millî Şiirler” (1912), Sıddıkî Handeylikî’nin “Tuhfe-i Şevket” (1913), “Sevgat-i Şevket” (1914) ve “Bezm-i İşret (1914), Hacı Muin’in “Gülistan-ı Edebiyat” (1914) kitapları yeni Özbek Edebiyatı’nın ilk örnekleridir.

Behbudî’nin 1911 yılında yazdığı ve 1913 yılında yayınlanan “Pederkuş” draması ise Özbek dramasının ilk örneğidir. Sonraları Abdurrauf Şehidî’nin “Felaketzade” (1911), Mirmuhsin Şermuhammedov’un “Beferzend Açildibay” adlı realist dramaları gibi tiyatro eserleri yazılmıştır.

1905-1917 yılları kısa, ama çok önemli sosyal ve siyasî olayları içine alan bir dönemdir. 1905-1907 Birinci Rus Revolyutsiyası, 1917 Şubat Burjuva Devrimi ve Ekim İhtilali vücuda gelmiştir. Edebiyatı o güne kadar tanımadığı roman, makale, eleştiri vb. türleri işlenir. Günlük yaşamla ilgili olaylara, toplumcu görüşlere yer verilir. Gazeteler, halka okuma sevgisi ve alışkanlığı vermeye çalışır. Halkı aydınlatmaya yönelir. Tiyatro, bu akımı pekiştirir.

Cedit edebiyatında görülen şekil değişiklikleri, “öz”ün değişmesinden doğar. Nesir ve nazımda konu alanı genişler. Halka halk diliyle hitap etmek düşüncesi uyanır. Vatan, millet sevgisi işlenir. Çeviri edebiyatı bu dönemde görülür. Cedit edebiyatı yerli kaynaklardan beslenmekle kalmaz, batıdan ve Türk edebiyatından yararlanır.

Yirminci yıllarda “proletar” edebiyatı oluşturma yolunda atılan adımlar sosyalist edebiyatı yaratma şekline dönüşmüş ve 1934 yılında Moskova’da toplanan Şura Yazarlarının I. Kurultayı ile sonuçlanmıştır. Kurultayda alınan kararlar doğrultusunda diğer cumhuriyetlerde olduğu gibi Özbek edebiyatında da yeni bir dönem başlamıştır. Sosyalist realizm esasına dayanan bu edebiyatın iki farklı yönde geliştiğini görmekteyiz. İlki yirminci yıllarda ortaya çıkan çeşitli edebî akımlardır ki, bunlar otuzlu yıllarda varlığını devam ettirmişlerdir. Otuzuncu yılların ortalarında edebiyatta çok seslilik yavaş yavaş yerini tek sesliliğe bırakmaya başladı.

Edebiyattaki ikinci küçük dönem savaş yıllarını kapsamaktadır. Gerçi bu dönemde de yukarıda belirtilen yöneliş devam etse de, savaş edebiyatın tüm alanlarına mührünü vurmuştur. Yalnızca konu ve gaye değil, belki kahraman tipini de değiştirdi. Bu bir taraftan, Özbek edebiyatını zamanevi konulara yaklaştırması, yaşanılan anın problemleri ile ilgilenme imkanı vermiş; diğer taraftan, seferberlik edebiyatı ile bedii yönden ilerlemeye zemin hazırladı.

İkinci Dünya Savaşı yıllarında, edebiyat politikasında değişiklikler meydana geldi. Türkistanlıları, Rusya’yı işgal eden Almanlara karşı savaşa seferber edebilmek için millî konuların, tarihî şahsiyetlerin edebî eserlerde konu olarak işlenmesine izin verildi. Hamid Alimcan, Aybek ve Maksud Şeyhzade tarihî roman ve piyeslerini bu yıllarda kaleme aldı. Savaştan sonra sanat eserlerinde Sovyet hayatını ve Sovyet insan tipini yüceltme politikasına yeniden dönüldü. Bu doğrultuda eserler vermek istemeyen şair ve yazarlar siyasî suçlu sayıldı ve hapsedildiler. Tarihî hayatı ve gelenekleri terennüm eden “Alpamış” destanı, zararlı adetleri ve feodal burjuva ahlakını aşılayan bir eser olarak değerlendirildi.  Bu yıllarda Gafur Gulam, Uygun, Zülfiye, Mirtemir, Aybek, Askad Muhtar, Abdulla kahhar gibi şair ve yazarlar eserler verdi.

Ellili yılların ortalarında; uzun bir süre devam eden totaliter düzenin edebî alandaki siyaseti, sanatçıları izleme ve hapsetme politikaları tenkit edilmeye, ülkede özgürlük rüzgarları esmeye başladı. Stalin’in ölümünden sonra demokratik hareketler başladı, kanunları yürürlüğe geçirme yolunda adımlar atıldı. Bu arada Komünist partinin 1956 yılında toplanan yirminci kurultayı tarihî bir rol oynadı. İç ve dış siyasette eski  ölçütler dikkate alınmaya başlandı. Otuzlu, kırklı yıllarda ortaya çıkan ve kullanılan memurî buyrukbazlık usulleri ortadan kaldırılmaya, insanperverlik idealleri esas alınmaya çalışıldı. Manevî yönden zorbalık, acımasızlık siyaseti yumuşatılıp, çok saf, temiz iklim hakimmiş gibi bir hava estirildi. Özgürce eserler verme, gerçekleri söyleme ve kendini ifade etme imkânına kavuşuldu. İlmî gelişmeler, uzayın keşfiyle ilgili ciddi başarılar elde edildi. Halkın maddî durumu düzelmeye başladı.
 
Özbekistan’da manevî-edebî hayatın düzelmesi için ciddi tedbirler alındı. Abdulla Kadiri, Osman Nasır, Sufizade, A. Süleyman Çolpan, Abdurauf Fıtrat gibi “temizlik harekatı” kurbanı olan sanatçılara atılan iftiralar ve suçlar kaldırıldı, isimleri aklandı. Abdulla Kadiri, Osman Nasır ve Sufizade’nin eserleri yeniden okuyucuların hizmetine sunuldu. Kırklı yılların sonu, ellili yılların başlarında hapsedilen M. Şeyhzade, Şuhret, Şükrulla, Said Ahmed gibi edipler suçsuz bulunup, yeniden eserler vermeye başladılar. Abdulla Kahhar, Mirtemir gibi büyük şair ve yazarlara karşı düzenlenen komplolar, atılan iftiralar kısmen de olsa engellendi. Kültürel mirasa yaklaşımdaki bazı hatalar -Alpamış Destanı’nın asılsız karalanması gibi- düzeltildi. Edebiyat nazariyesinde geleneksel bakış açısı, sosyalist realizmin tek taraflı, dar değerlendirmeleri eleştirilmeye başlandı.

 
  Bugün 1 ziyaretçi (10 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=